radyo, siir, network, foto, sohbet,,,,
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Grup Yorum
C.tesi Mayıs 01, 2010 7:34 pm tarafından beko_lg

» Din Konusuna Yaklaşımda İpuçları - Metin Çulhaoğlu
C.tesi Mart 20, 2010 4:08 pm tarafından Cemo

» Turhan Selcuk
C.tesi Mart 13, 2010 12:40 am tarafından mahir_che

» 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 100. Yılında Buluşma Noktaları
Cuma Mart 05, 2010 11:32 pm tarafından Cemo

» Yeni bulusma yerimiz
Cuma Mart 05, 2010 5:20 am tarafından Yoldaş

» Adobe Acrobat 9.2.0 Professional Extended
Paz Şub. 28, 2010 8:08 pm tarafından mahir_che

» Tekel Iscilerinin Direnisi
Paz Ocak 31, 2010 5:06 pm tarafından mahir_che

» Ugur Mumcu Cinayetinde son durum;
Paz Ocak 31, 2010 4:41 pm tarafından mahir_che

» .................
C.tesi Kas. 14, 2009 2:14 pm tarafından faruknur

» Acronis True Image
Paz Kas. 01, 2009 2:05 am tarafından mahir_che

En iyi yollayıcılar
Cemo
 
isyan_ateşi
 
mahir_che
 
turgay06
 
Admin
 
talatcocu
 
Red_hangman
 
cirkin kral
 
ATHENA
 
beko_lg
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 77 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 3:57 pm tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 55 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: TuErSa

Kullanıcılarımız toplam 196 mesaj attılar bunda 136 konu

Paylaş | 
 

 Osmanlı'ya Dönüş İçin Halim Selim İdeoloji - Metin Çulhaoğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cemo
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 34
<<>> :
Kayıt tarihi : 03/09/08

MesajKonu: Osmanlı'ya Dönüş İçin Halim Selim İdeoloji - Metin Çulhaoğlu   Paz Mart 08, 2009 12:37 am

Osmanlı'ya Dönüş İçin Halim Selim İdeoloji - Metin Çulhaoğlu

“Yeni Osmanlıcılık” veya “Osmanlı’ya Dönüş”...

“Şimdi de bu mu çıktı?” demeyin, çok alametler belirdi.

soL’da olsun, Türkiye Komünist Partisi’nin çeşitli yayınlarında olsun, bu alametler üzerinde duruldu, duruluyor. Elbette daha kapsayıcı ve derinlikli çözümlemeler gündemde olmalı. Ama madem bunca alamet belirdi, konunun çevresinde dolanıp ara sıra içeriye girişler yapmanın bir sakıncası olmasa gerek.

Yönelim, ana eksen olarak, kuşkusuz ABD emperyalizminin bölgeye ilişkin kurgularına, senaryolarına ve bunlara koşut olarak gelişen zemin yoklamalarına oturuyor. Ne var ki, “Osmanlı’ya Dönüş” başlığının salt bir jeopolitik kurgu olarak görülmesi; bu kurgunun Türkiye’nin kendi iç düzeniyle ilişkisiz, dışsal bir süreç olarak algılanması, ciddi bir yanlış olacaktır. Bunun daha ötesi de söylenebilir: Özünde “Osmanlı’ya Dönüş”, jeopolitik bir kurgu ile Türkiye’nin kendi tıkanıklığını aşma girişimlerinin buluştuğu zemindir.

Ademi merkezileşmeden başkanlık sistemine, federatif temelde yeniden yapılanmadan “Kürt sorununun çözümüne”, oradan ümmet ve cemaat anlayışının güçlenmesine dek pek çok eğilim ve olgu, ilk kaynağı ne olursa olsun, bugün “Osmanlı’ya Dönüş” temasıyla yerli yerine oturmakta, daha bütünlüklü bir anlam kazanmaktadır.

Bu dönüşün siyasal, idari, rejimsel vb. uzantıları ayrı bir değerlendirmeyi hak etse de, yazı, sürecin “ideoloji” veya “ideolojik yeniden yapılanma” boyutuna bir parça değinmekle sınırlı kalacak.

* * *

Gündemdeki sorular ise şunlar:

Birinci soru: “Osmanlı’ya Dönüş”, Türkiye’nin liberalini, milliyetçisini, muhafazakârını, İslamcısını ve hatta “bir kısım solcusunu” aynı anda kucaklayıp hoşnut edecek bir ideolojik yapı sunabilir mi?

İkinci soru ise Galip Munzam’ın (“YOD”, sOL, 22 Şubat 2009) bir saptamasından yola çıkıyor: Osmanlı’ya Dönüş, “Türkiye’de egemen ve resmi ideolojinin yaşamış olduğu krizden çıkarak birbiri ile daha uyumlu yeni bir sürece girilmesi” anlamına gelir mi?

Az sonra söylenecekler, bu soruların ve olası yanıtlarının teorik irdelemesine hiç girmeden, tarihsel ve kişisel bir örneğin güncellik testine tabi tutulmasından ibarettir.

Sonucu baştan söylersek, bu özel test, yukarıdaki sorulardan birincisi için “evet”, ikincisi içinse “olabilir” yanıtına işaret etmektedir.

* * *

Örnekten önce, kısa bir açıklama.

Başkaları neyse de, Türkiye solu, İttihat ve Terakki’yi, radikal, Jakoben, ikirciksiz batıcı, tam boy aydınlanmacı ve laikliğe sımsıkı bağlı monolitik bir blok saymaktan vazgeçmelidir.

Bu siyasal teşekkül o kadar heterojen bir yapı taşımıştır ki, zamanla eleştirmenlerini, hatta azılı düşmanlarını bile kendi içinden çıkartmıştır.

İttihat ve Terakki eleştirmenlerinden biri, kendisi de İttihat ve Terakkici olan Said Halim Paşa’dır. Yazıda ele alınacak “özel” örnek de kendisidir.

Said Halim Paşa (d. 1863) önce İttihat ve Terakki Genel Sekreterliği ve Hariciye Nazırlığı, ardından 1913-1917 döneminde Sadrazamlık yapmıştır. 1921 yılında İtalya’da iken bir Ermeni tarafından öldürülmüştür. Tam bir “Osmanlı devlet adamı”dır. İttihat ve Terakki mensubiyetine karşın ciddi bir “İslam mütefekkiri” olarak bilinmektedir.

* * *

Şimdi, Paşanın kimi temel görüş ve düşüncelerine geçebiliriz.

“Değiştirmek, tahakkümdür”

“...değiştirme, esası bakımından bir şeyi, bir diğerine karşı yerini terke zorlamak demektir. Bu ise bir tahakkümdür.” (Said Halim Paşa, “Buhranlarımız”, Yayına hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, Tercüman yayınları 1973, s. 100)

Güncellik testi: “1923 Cumhuriyetinin ve onu izleyen ‘değiştirmelerin’ bir şeyleri yerini terke zorladığı için tahakküm olduğu açıktır. Esasen, değiştirme tutkusu, Aydınlanmacı-Jakoben geleneğin ‘toplum mühendisliği’ saplantısının bir uzantısıdır ve böylelerinin aynı zamanda aşırı mütehakkim özellikler taşımaları da bir rastlantı değildir. Özetle, bu tür ‘değiştirme’ tutkularından uzak durulmalıdır.” (Not: belirli bir “sol” kesimde “böyle paşaya can kurban” sesleri).

“Hak edilen, zaten kendiliğinden gerçekleşir; gerçekleşmesi için mücadele verilen ise, hak edilmemiş demektir”

“Kadın hürriyeti taraftarlarının istekleri, esas olarak, ‘harem’in kaldırılarak, erkek ile kadın arasında Garp cemiyetlerindeki gibi bir temas ve münasebet tesis edilmesine dayanmaktadır. Bu ise tamamen içtimai bir istektir.

“Yukarıda izah olunan esaslara dayanarak diyebiliriz ki:

“Eğer bu temas ve münasebet, içtimai gerçek bir ihtiyaçtan doğmuş olsaydı ve bugünkü cemiyet de böyle bir şeklin tatbikine ait gerekli ehliyete sahip bulunsaydı, kadınların bu hususta istedikleri inkılâp kendiliğinden hasıl olurdu.

“Böyle olmayıp da halen iddia halinde bulunması, lüzumsuz ve yersiz bulunduğuna delildir.” (s. 145).

Güncellik testi: “Cumhuriyet dönemi devrimlerinin, toplum henüz bunlara hazır değilken tepeden zorla dayatıldığı açıktır. Dahası, örneğin günümüzde işsizlerin iş iş diye ortalıkta dört dönmeleri de beyhudedir. İşi hak ediyorlarsa, zaten bulurlar; yok iş için hala oraya buraya koşuşturuyorlarsa, demek ki henüz işi hak eder duruma gelmemişlerdir. Nitekim iş aramaktan vazgeçenlerin sayısındaki artış, bu gerçeğin giderek kabul görmesi açısından memnuniyet verici bir gelişmedir. Aynı şey, eşitlik, adalet, özgürlük vb. isteyenler için de geçerlidir.” (Not: Belirli bir “sol” kesimin buradan uzun bir sıçrayışla 1917 Ekim Devrimi’nin zamansızlığına yeni göndermelerde bulunması. Ayrıca, paşanın bu başlıkta güncellenmesinden rahatsız olan feminist kesimi yatıştırmak üzere Nimet Çubukçu başkanlığında Nursuna Memecan ve Özlem Türköne’den oluşan bir heyetin görevlendirilmesi).

“İslami toplumlardaki seçkinler ve seçkincilik demokrasiyle bağdaşır”

“Fikrimizi garp tabirleri ile söylersek, diyebiliriz ki, İslam cemiyeti aynı zamanda hem demokratik hem de aristokratiktir. Taşıdığı dayanışma, adalet ve insanseverlik fikir ve hislerinden dolayı demokratik, kanuna, an’aneye ve baştakilere itaat, şahsi üstünlüklere, fazilete ve ilme gösterdiği hürmet ile de aristokratiktir.” (s. 188)

Güncellik testi: “Biz, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonuyla, yoksullara şunu bunu dağıtarak demokratik yanımızı zaten gösteriyoruz; ama yoksullar da geleneklerimize bağlı, bizlere itaatkâr olsunlar, ayakların baş olamayacağı gerçeğini kabullensinler. Zenginlerin, bu zenginliklerini şahsi üstünlükleri ve faziletleriyle edindiklerini anlasınlar. ” (Not: Solun bir kesiminde, bir kez daha “Medine vesikası” takviyeli “İslam demokrasisinin kaynakları” tartışmaları).

“Gerilimleri azaltır, medeniyetleri buluştururuz”

“Zaten bizim garplıları dinlerinden, vatanlarından, hürriyetlerinden, mülklerinden mahrum kılmak gibi tecavüzkâr bir emelimiz yoktur. Garbın ilim ve irfanı ile, hatta sermayesi ile, fakat kendi mülk ve kendi inancı içinde kalarak serbestçe ilerleyebilmekten başka bir şey düşünmeyen şarkın, garba olan bu düşmanlığı meşru müdafaadan başka hangi sebebe dayanabilir?” (s. 165)

Güncellik testi: “İşte, ‘ılımlı’ veya ‘liberal İslam’ derken tam da bunu kastediyoruz. Batı, doğuyu bizim sayemizde ve bizimle anlayabilir. Biz, işte bu karşılıklı anlayış ve buluşmanın dünya ölçeğindeki liderliğine oynuyoruz. Bize boşuna ‘köprü’ dememişler, demiyorlar” (Not: Abant Platformu’ndan şiddetli ve sürekli alkışlar; bir sol dergide “Sınırları Aşmak: Medeniyetler Buluşmasında AKP’nin Küresel Öncülüğüne Doğru” başlıklı bir yazı yayınlanması).

“Ama biz de enternasyonalistiz!”

“İslam beynelmilelciliği ise, zamanımızda sosyalizmin kurmak istediği beynelmilelciliğe benzer. Ancak onun en mükemmel ve en son şeklidir. Bütün ilmi gerçekler gibi, İslami gerçeklerin de vatanı yoktur.” (s. 227).

Güncellik testi: “Bölgede arabuluculuk adına o ülkeden bu ülkeye dolaşırken, Hamas’la, Suudilerle ilişkileri geliştirirken, Davos’ta herkesin ağzının payını verirken, bölgede hamilik planları kurarken enternasyonalizm yapmıyoruz da ne yapıyoruz sanki?” (Not: Solun bir kesiminde “helal olsun, bunlar enternasyonalizmin özünü bizim geleneksel komünistlerimizden daha iyi kavramışlar” türü değerlendirmeler; ayrıca, İslam enternasyonalizminin, milliyetçiliğin panzehiri olup olamayacağı konusunda keşişlemeden – doğudan ve kıbleden esen rüzgâra denir- beyin fırtınası süreçleri).

* * *

Said Halim Paşa özelindeki güncellenebilirlik testi burada bitmektedir. Test, “Osmanlı’ya Dönüş” bağlamında paşanın ismiyle müsemma halim selim bir ideolojik yapılanmanın ipuçlarını vermektedir. Benzer bir testin, örneğin Öküz Mehmet Paşa, Cenaze Hasan Paşa, Keçiboynuzu İbrahim Hilmi Paşa, Yedi Sekiz Hasan Paşa, Deli Fuat Paşa gibi Osmanlı döneminin diğer ünlü devlet adamları ve simalarıyla da tekrarlanması mümkündür.

* * *

Yazının uzadığının farkındayım.

Baştaki sorulardan ilkinin yanıtı “evet” şeklinde verilirken, Galip Munzam bağlantılı ikinci soru için “olabilir” denmişti.

Şundan dolayı: Türkiye’de, resmi ideoloji ile egemen ideoloji arasındaki açının kapatılıp bunların birbirine yakınlaştırılması gerçekten ciddi bir girişim veya denemedir. Buna itiraz etmek mümkün değil. Ancak, bu “cazip” projenin kendi mecrasında sıkıntısız yürüyeceğini, böylece daha “sorunsuz” bir döneme girileceğini ve sonuçta “düzenin oturmuş olacağını” söylemek için henüz çok erken.

Kısacası, “bu pilav daha çok su kaldırır.”

www.sol.org.tr (7 Mart 2009)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Osmanlı'ya Dönüş İçin Halim Selim İdeoloji - Metin Çulhaoğlu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İlk Osmanlı Fetihleri
» Bazı Kolay Kelimeler ( günlük hayatta kullanılan )

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
enternasyonal-forum :: Siyaset :: Köşe Yazıları-
Buraya geçin: