radyo, siir, network, foto, sohbet,,,,
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Grup Yorum
C.tesi Mayıs 01, 2010 7:34 pm tarafından beko_lg

» Din Konusuna Yaklaşımda İpuçları - Metin Çulhaoğlu
C.tesi Mart 20, 2010 4:08 pm tarafından Cemo

» Turhan Selcuk
C.tesi Mart 13, 2010 12:40 am tarafından mahir_che

» 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 100. Yılında Buluşma Noktaları
Cuma Mart 05, 2010 11:32 pm tarafından Cemo

» Yeni bulusma yerimiz
Cuma Mart 05, 2010 5:20 am tarafından Yoldaş

» Adobe Acrobat 9.2.0 Professional Extended
Paz Şub. 28, 2010 8:08 pm tarafından mahir_che

» Tekel Iscilerinin Direnisi
Paz Ocak 31, 2010 5:06 pm tarafından mahir_che

» Ugur Mumcu Cinayetinde son durum;
Paz Ocak 31, 2010 4:41 pm tarafından mahir_che

» .................
C.tesi Kas. 14, 2009 2:14 pm tarafından faruknur

» Acronis True Image
Paz Kas. 01, 2009 2:05 am tarafından mahir_che

En iyi yollayıcılar
Cemo
 
isyan_ateşi
 
mahir_che
 
turgay06
 
Admin
 
talatcocu
 
Red_hangman
 
cirkin kral
 
ATHENA
 
beko_lg
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 77 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 3:57 pm tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 55 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: TuErSa

Kullanıcılarımız toplam 196 mesaj attılar bunda 136 konu

Paylaş | 
 

 Ruhi Su

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cemo
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 34
<<>> :
Kayıt tarihi : 03/09/08

MesajKonu: Ruhi Su   C.tesi Ekim 03, 2009 11:39 pm

Ruhi Su 1912 yılında Van'da doğdu. Anne ve babasını I.Dünya Savaşı sırasında kaybetti. 10 yaşına kadar yoksul bir ailenin yanında yaşadı. Daha sonra Adana Öksüzler Yurdunda yatılı okudu. İlkokul 4. sınıfta keman çalmaya başladı. Bir ara İstanbul'da askeri okullarda okudu, ancak müzik sevgisi onu yeni arayışlara itti. Adana Öğretmen Okulu'nda okurken, Ankara'ya Müzik Öğretmen Okulu'na (Musiki Muallim Mektebi) girmeyi başardı.1942`de Ankara Devlet Konservatuarını`nın Şan bölümünü bitirdi. Aynı yıllarda sırasıyla Ankara Cebeci İkinci Ortaokulu`nda sonra Hasanoğlan Köy Enstitüsü`nde müzik öğretmenliği yaptı.Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçildi, konservetuarın opera bölümünde de okudu ve daha sonra da Devlet Operası'nda çalıştı. Devlet Operası sanatçısı olarak, Bastien Bastienne, Satılmış Nişanlı, Madame Butterfly, Fidelio, Tosca , Yarasa, Aşk iksiri, Rigoletto, Figaro'nun Düğünü, Maskeli Balo ve Konsolos gibi operalarda rol aldı.

Ankara Radyosu`nda onbeş günde bir yayınlanan türkü programları düzenledi; Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi`nde büyük bir koro oluşturdu.Aldığı klasik batı müziği eğitimi , ömrü boyunca kendini adadığı türkülerin yorum ve icrasına yaklaşımının kurumsal temelini oluşturdu.

1960'ta İstanbul'da Taksim Belediye Gazinosu'nda sahneye çıkan Ruhi Su, bir yandan da halk türkülerini kaydedip, arşivleme görevini üstlendi. Bu arada radyoda da 'Basbariton Ruhi Su Türküler Söylüyor' anonsuyla sunulan bir radyo programı yaptı. Bu programlardan birinde söylediği "Serdari Halimiz Böyle N'olacak? Kısa çöp uzundan hakkın alacak" türküsü nedeniyle radyodaki işine son verildi.

Söylediği türkülerdeki siyasi vurgular yüzünden aleyhinde kampanyalar başlatılan ve işini kaybeden sanatçı, türküleri derleyip, yeniden yorumlama işine kendi başına devam etti. 1975'te Dostlar Korosu’nu kurdu. 1978'den sonra ürettiği kasetlerle halk müziğinin, yaygınlaşmasına büyük katkıda bulundu. Aydınlara türkü dinlemeyi öğreten kişi olarak da bilinir.

Yaşamı boyunca 16 tane 45’lik plak, 12 tane de uzunçalar yapan Ruhi Su, ölümünden önce “Dadaloğlu” uzunçaları üzerinde çalışıyordu.
Ruhi Su, 12 Eylül yönetiminin engellemeleri yüzünden yurtdışında tedavi şansı bulamadı ve 20 Eylül 1985'te öldü. Ruhi Su'nun cenaze törenine binlerce kişi katıldı ve cenaze 12 Eylül döneminin ilk büyük kitle gösterisi haline dönüştü.

Şiir, yazı ve konuşmalarını “Ezgili Yürek” (1985) adlı kitapta toplandı.”Ruhi Su’ya Saygı” adlı kitap 1988’de yayımlandı.

Kendisi Alevi Deyişlerini okumuş, Pir Sultan'ın, Hatayi'nin ve diğer ozanların deyişlerini yorumlamıştır. Nazım Hikmet'in şiirlerini ilk besteleyenlerdendir. 1957'de hapisteyken söylediği Mahsusmahal adlı türküsüyle ünlendi.

Eserleri: Seferberlik Türküleri, Kuvayi Milliye Destanı, Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Şiirler Türküler, Köroğlu, El Kapıları, Sabahın Sahibi Var, Semahlar.

(biyografi.info ve vikipedi den alıntı yapılmıştır.)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Cemo
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 34
<<>> :
Kayıt tarihi : 03/09/08

MesajKonu: Bir Su&#8217;dur, Akar Gider   C.tesi Ekim 03, 2009 11:41 pm

Bir Su’dur, Akar Gider

Türküler söyledi Ruhi Su. Aryalar da. Konservatuarın şan bölümü mezunu, klasik Batı müziği eğitimi almış bir bas baritonun, elde bağlamayla halk türküleri seslendirmesi, özgün yorumunu kaçınılmaz kılacak ve farklı ekole, bir geliştirici çabaya, bir renklendirmeye yol açacaktı elbet, ama form, özü ve kaynağı değiştirmeyecekti. O, türkü söyleyendi.

Daha geçenlerde, mezarına saldırdılar Ruhi Su’nun. Eşiyle birlikte yattığı yerin baş ucundaki cam dikmeye kurşun yağdırdılar, taşla, “sivri uçlu alet”le tahrip ettiler. Bu ilk defa da olmuyordu. Sonra, orada toplandı dostları, bu alçakça eylemi protesto ettiler. Türküler söylediler.

Türküler söylediler ki, bu, Ruhi Su yaşıyor demekti. Hakkında bu kadar anonim, bu kadar sonu gelmeyecek, bu kadar yaygın bir cümle kurulur, türkü ile bir arada anılır olmak, kaç kişinin nasibidir?

Türküler söyledi Ruhi Su. Aryalar da. Konservatuarın şan bölümü mezunu, klasik Batı müziği eğitimi almış bir bas baritonun, elde bağlamayla halk türkülerini seslendirmesi, özgün yorumunu kaçınılmaz kılacak ve farklı ekole, bir geliştirici çabaya, bir renklendirmeye yol açacaktı elbet, ama form, özü ve kaynağı değiştirmeyecekti. O, türkü söyleyendi.

Mezar taşına saldırdılar, dirisine de, ölüsüne de saldırmışlardı. Hapislere atmışlar, işsiz bırakmışlar, hastalığının tedavisine izin vermemişler, tabutunun önünü kesmişler, son yolculuğuna uğurlanışını arbedeyle kirletmişlerdi. Bütün bunlara sebep türkü söylemesiydi deyince, garip geliyor kulağa, sanki “Sürü” filminden bir replik gibi, iyisi mi, söylenen türküye, söyleyen kimliğe doğru genişletmeli çerçeveyi.

Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na seçilmişsin, şan bölümünden sonra opera eğitimi de almışsın ve Devlet Operası’na girmişsin, sahnelere çıkmış, adını duyurmuş, sanatın bu dalında yer edinmişsin. Daha ne demeye, Hasanoğlan Köy Enstitüsün’de öğretmenliğe de soyunursun? Bunlar ansiklopedik bilgiler ve sonrasında gelen yorum sorusu değil. Bilgiler, Cumhuriyet’in genel paradoksal serencamına müzik alanında işaret eder, dikkatle bakılırsa. Bir yandan, operasıyla balesiyle yeni bir seçkin kuşakta oluşturulacak Batılı birikim ve buna yerel örnekler ekleme çabası; bir yandan, halk türkülerine özen gösterilerek, demokratik bir eğilimle “taban” çalışması. Ruhi Su, önce bunun bir bireşimi gibi görünür. Ama Köy Enstitüleri safhası, bir denetim kaçağıdır da. O yüzden, bu bireşimin sarmalında, bir üste geçivermiştir Ruhi Su, çalışmalarına sosyalist dünya görüşü yön verir olmuştur. Tanımlanan bir hedefi bulmuş, ama delip geçmiştir de. “Hangi türü olursa olsun sanat bir eylemdir. Sanatçının düşüncesi de, sevgisi de sanatında belli olur. Devrim sözcüğünden, uygarlığa, özgürlüğe ve insanca yaşama yönelik çabaları anlıyorum. İster hazırlayıcısı, ister yansıtıcısı olsun, sanatın da sanatçının da hem bu çabaların içinde, hem de bu çabaların sonucu olarak var olması gerekir.”

O ünlü 1951 Tevkifatı’nda, ideolojisi nedeniyle yatmıştır yıllarca hapiste. TRT radyosunda, müzik birikimi nedeniyle program yapmayı sürdürebilmiştir. Bu durumu, üstteki paragrafa bağlayalım: Radyoda, kısa çöpün uzun olandan hakkını alacağını söyleyene kadar! Yatmıştır “mahsus mahal”de, “dostlar yandadır”; radyoda çalışmıştır, “Türkiye’nin inkişafa değil, inkişaf etmiş sanatçıya ihtiyacı var”dır.

Buradan, çerçevenin ikinci yönüne, söylenen türkü olarak Ruhi Su’ya geçebiliriz.

Halk türkülerini, geleneksel formunun, folklorik yapısının ötesine taşıyan “bas bariton yorumu”yla, aydın çevreyle buluşturması ; yöre yöre yaptığı derlemelerle türkü haznesine katkıda bulunması; o yılların küçümsenen bu dalına, deyim yerindeyse yeniden bir ivme kazandırıp ilgi toplaması, bir kenara yazılmalıdır tabii. “Bestelemek ayrı bir iş, icra etmek ayrı bir iştir. Halk da bir besteci olarak bu kuralın dışında değildir. İşte bundan dolayı ‘halk gibi söylemek’ sözü de yerinde bir söz değildir” diye yanıtladı, “bu nasıl türkü söylemek” diyenleri. Ama bu türküleri Ruhi Su’dan dinleyeceksiniz, söylediklerinin bunlarla sınırlanmasını bekleyemezsiniz.

Hasan Hüseyin de dinlemiştir, bilir, Ruhi Su söyler, “masalar, sandalyeler söyler; duvarlar, duvarlarda tablolar, tablolarda renkler, özler, biçimler söyler; çiçekler avizeler, süsler söyler”. Mızrap iner tele, susar karası “ihtiyar yalnızlığın”, allar morlar bayram bayram dile gelir. “Havada kanat kanat eller” söyler onunla birlikte; “doğuda bir kaçak mavzer” patlar; “batıda bir zeytin dalı” eşlik eder Anadolu türküsüne; tarih dillenir, “yunus’ta örse çekiç” iner, “pir sultan’da ipek ve gül” serilir. Ruhi Su mandayı reddedenlerin girer, Seferberlik Türkülerini söyler. Ayağa kalkan halk destanlar yaratır, Kuvvayı Milliye Destanı’nı söyler. Kökleri, yaşadıkları topraklardan beslenir, Karacaoğlan döner gelir; Dadaloğlu dağa çıkar; Mevlana, düne ait sözlerin dünle beraber gittiğini kabullenir… Kılıçbalığı olur Ruhi Su, keser kılıcıyla karanlığını dibin, yakamoz içinde bırakır suları. Ama, ah o derya kuzuları yok mu derya kuzuları! Bilir Ruhi Su, ayaz gecelerde olur ne olursa…

O gecelerden biri hüküm sürmektedir, kanser illeti bedenini sardığında. Pasaport vermez gecenin bekçileri, yurtdışında tedavi olanağını esirger doğası gereği. “Ben şakıyıp durdukça öyle/ Gülün kokusu geldi/ Bebesi olmayana, bunalıp da kalmışa/ Acılarla yüklü dargın yüreklere/ Yetiştim geldim/ İyi ki geldim…” demiştir, doğrudur, ama erken gitmesine sebeptir işte bu, o gecelerde… Anne sözü dinlemişti Ruhi Su, şarkının militarist orijinaline ti çekerek. Haliyle hiç yüksünmedi vedalaşmaktan. “Annem beni yetiştirdi/ halkı uyandır dedi…”

Sonra, mezarına da saldırdılar işte geçenlerde. Taş, kurşun işlemedi. Paşabahçe Cam Fabrikası’nın işçileri yapmıştı onu, öyle direngen.

O zamanlar öyleydi, seslerini yankılayana, güçlerini yankılayan anıtlar dikerlerdi. Ama gel şimdi, Ankara’nın taşına bak. Geçtik Almanya gurbetçiliğinden, Türkiye acı vatan… diyesiniz mi geldi? Dostlar Korosu mu dağılmış? Yok yok.

“Gün ışıyıp gelir sabret, bu bizim yattığımız yerde güller bitecek…”

Bu ülkede, bas bariton bir ses türküler söylüyorsa yarına dair, sabahın bir sahibi mutlak vardır. “Ölürüm ölürüm kardeş, aklım sendedir!”

Bavo! Bave!

Asaf Güven Aksel
Haftalık Sol Dergisi; Sayı 295
(4 Eylül 2009)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Ruhi Su
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
enternasyonal-forum :: Devrimci Önderler ve Devrimci Sanatçılar :: Devrimci Sanatçılar-
Buraya geçin: