radyo, siir, network, foto, sohbet,,,,
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Grup Yorum
C.tesi Mayıs 01, 2010 7:34 pm tarafından beko_lg

» Din Konusuna Yaklaşımda İpuçları - Metin Çulhaoğlu
C.tesi Mart 20, 2010 4:08 pm tarafından Cemo

» Turhan Selcuk
C.tesi Mart 13, 2010 12:40 am tarafından mahir_che

» 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 100. Yılında Buluşma Noktaları
Cuma Mart 05, 2010 11:32 pm tarafından Cemo

» Yeni bulusma yerimiz
Cuma Mart 05, 2010 5:20 am tarafından Yoldaş

» Adobe Acrobat 9.2.0 Professional Extended
Paz Şub. 28, 2010 8:08 pm tarafından mahir_che

» Tekel Iscilerinin Direnisi
Paz Ocak 31, 2010 5:06 pm tarafından mahir_che

» Ugur Mumcu Cinayetinde son durum;
Paz Ocak 31, 2010 4:41 pm tarafından mahir_che

» .................
C.tesi Kas. 14, 2009 2:14 pm tarafından faruknur

» Acronis True Image
Paz Kas. 01, 2009 2:05 am tarafından mahir_che

En iyi yollayıcılar
Cemo
 
isyan_ateşi
 
mahir_che
 
turgay06
 
Admin
 
talatcocu
 
Red_hangman
 
cirkin kral
 
ATHENA
 
beko_lg
 
Kimler hatta?
Toplam 0 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 0 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 77 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 3:57 pm tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 55 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: TuErSa

Kullanıcılarımız toplam 196 mesaj attılar bunda 136 konu

Paylaş | 
 

 Ekim'den Hiç Kurtulamayacaklar - Kemal Okuyan

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cemo
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 34
<<>> :
Kayıt tarihi : 03/09/08

MesajKonu: Ekim'den Hiç Kurtulamayacaklar - Kemal Okuyan   Paz Kas. 16, 2008 12:46 am

Ekim'den Hiç Kurtulamayacaklar

Geride kaldı, bitti, yıkıldı… Ekim devriminin en önemli sonucu, en önemli kazanımı Sovyetler Birliği’ ydi; bu anlamda doğrudur., Sovyetler geride kalmış, bitmiş, yıkılmıştır. Hüküm sürdüğü coğrafyada bile sosyalizm benzer bir biçimde ortaya çıkamaz. Doğrultu aynı kalabilir, yeni bir kuruluş Sovyetler Birliği mirasını hemen bütün boyutlarıyla üstlenebilir, hatta adını devralabilir ama yine de olmaz. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Ekim 1917 Büyük Sosyalist Devrimi’nin en önemli meyvesi, yeniden ortaya çıkamaz.

Çünkü yıkılmıştır! Yeni bir sosyalizm hamlesiyle Sovyet deneyiminin arasına ister istemez bu yıkıntı girer. Daha iyisini, daha sağlamını ve yıkılmazını inşa etmeye yarayacaksa ne alâ…

Yoksa, kapitalizm değişmiş, koşullar farklılaşmış, teknoloji ilerlemiş, işçi sınıfında yapısal dönüşümler gerçekleşmiş… Geçin bütün bunları. Kapitalizm kriz üretmeye devam ediyor mu? Savaşsız yapabiliyor mu? Emekçi sınıflara dönük zor ve ikna mekanizmalarında sürpriz yıpranmalar yaşıyor mu? Yoksulluk, işsizlik gibi yapısal sonuçlardan kurtuldu mu? Emperyalizm iç çelişkilerinden arınabildi mi? “Bilimsel” olmadığı için dudak bükülen Lenin’in “asalaklık” eleştirisini bugün her şeyin ötesinde, hak etmiyor mu? Bu sorulara verilecek yanıtlarla beraber düşünelim “ne değişti”ğini…

Kapitalim budur. Ekim Devrimi de kapitalizme insanlığın verdiği en iyi yanıttır. Ondan, Ekim’in bu ağırlığından kurtuluş yoktur.

İşçi sınıfının yapısı, insan faktöründeki değişim… Marksistlerdir değişimi bütün boyutlarıyla kavrayabilen ve ondan korkmayan, kaçmayan. Ama Rus Devrimi’nin mujik gölgesinde kaldığını, sosyalim için ileri sanayi toplumu gerektiğini ileri sürenlerin aradan geçen 90 yıllık sürenin ardından bu kez gelişkin kapitalizmin devrimci bir dönüşüm için uygun olmayan toplumsal doku yarattığını söylemelerine ne demeli? Oysa Ekim Devrimi ve ardından gelen sosyalist kuruluş süreci, tam da bu soruna çözüm getirmişti. Jakobenizm, tepeden inmecilik, iradecilik, seçkincilik diye eleştirilen bir tarz-ı siyasetin insanlığı karanlıktan çıkarma formülünün özü “değişmedi”, onu önemsiz kılacak bir başka formül de bulunamadı. Ekim Devrimi’nin en çarpıcı özelliği 1917’de buydu, bugün de aynısı…

Ekim Devrimi’nin tarihsel değerini kapitalizmin devrimci krizlere yol açan yapısından çıkaramazsınız. Kapitalizm zaten budur. Ekim Devrimi’nin nesnel dayanakları üzerinde durmak, en fazla işçi sınıfının kapitalist sömürüye ve sermaye egemenliğine karşı her durumda yıkıcı bir hareketlenmeye girişebileceğini göstermek için gereklidir ama Ekim’i anlamak için bu asla ve asla yeterli değildir. 1920 yılında Alman işçi sınıfının Rus emekçisinden daha az kararlı, daha az öfkeli olduğunu söylemek için elimizde bir ölçüm cihazı yok. Germen prolertaryasının Kuzey Slav proletaryasından daha kalabalık olduğu ise muhakkak.

Rusya’daki de devrimdi, Almanya’daki de… Biri yaşadı, diğeri öldü… Biri sosyalizmde hayat buldu, diğeri karşıdevrimde nihayete erdi…

Rusya zayıf düşmüştü, Rusya’nın kaynakları çok fazlaydı, emperyalist müdahale etkisizdi… Evet doğru! Daha fazlasını söyleyeyim, Bolşevik parti, Lenin’in partisi klonlanıp Alman işçi sınıfına önderlik etseydi dahi, Berlin-Münih-Hamburg üçgeninde devrim yaşamayabilirdi. Ve büyük olasılık yaşamazdı. Marksizm’in güçlü temelleri var…

Ama konumuz, Rusya’daki zaferdir… 1917 Kasım’ında “olgunlaşan” koşulların üzerine bir o kadar daha koyun, üstüne batı Avrupa proletaryasının nicel büyüklüğünü ekleyin ama tarihe müdahale iradesinden biraz eksiltin, bakalım ne sonuç çıkacak ortaya? Kara yüzler mi, emperyalist işgal mi, beğenin... Leninizm’in de temelleri güçlü…

Ekim Devrimi, kapitalizmden bir an önce kurtulma kararlılığıdır.

İşte bundan, bu kararlılıktan kurtulamadılar. Bu bir…

İkincisi, Ekim Devrimi’nin en önemli sonucundan kurtuldular da, onun diğer çıktılarından kurtulmakta zorluk çekiyorlar. Sık sık tekrar ediyoruz, Türkiye Cumhuriyeti de Ekim Devrimi’nin yan ürünlerindendir ama şimdi kastettiğimiz bu değildir, Türkiye Cumhuriyeti’nden de “kurtulmak” üzereler…

Mesele, kapitalizmin Ekim Devrimi çıpasından kurtulduğu andan itibaren sürüklenmeye başlamasıdır. Devletin regüle edici rolünden söz ediyorlar, ıslahat ihtiyacından, müdahaleden, kapitalizmin sermaye sınıfına terk edilemeyecek kadar değerli oluşundan! Yerin dibine girsin kapitalizm ama insanlığı da peşinden sürüklemeden…

Evet, kapitalizme “sen tarih öncesisin, insanlık şimdi başlıyor” diye meydan okuyan Ekim Devrimi, kapitalizmin en güçlü regülatörü, onu terbiye eden en büyük otorite, onun hareketlerini kısıtlayan en sağlam zincirdi. Büyük bir delik açtığı asalak bedeni kendine özen göstermesine, “hasta” psikolojisine girmesine neden oldu. Onu, burjuvaziyi yok etmekti nihai amacı; işlem yarıda kaldı ve aradan geçen süre içinde bu kez kapitalizmin yok eden, çürüten bütün mekanizmaları sahne alıverdi yorgun gezegenimizde.

Öncesinde, faşizmin de, kapitalizmin bu çıpadan kurtulmak için denediği bir yol olduğu söylenebilir. Olmadı. Hitlercilerin beceremediği Ekim Devrimi’nin en güzel, en büyük sonucu Sovyetler Birliği kendi kendine yaptı, adı üzerinde “çözülüş”, kapitalizmin salvolarına karşı kendini savunmasız bıraktı.

Bu cinayetin kendine sembol olarak “duvarların yıkılması” nı seçmesi rastlantı olabilir mi? Sermaye kendisini sınırlayan duvarları yıkıyor, özgürlüğüne kavuşuyordu.

Özgürce sürüklenmeye!

Kapitalizm, emperyalizm şimdi kendi kediyle baş başadır ve kendinden korkmaktadır! Çıpadan kurtulmuş, deli dalgalarda çatırdayan, sivri kayalıklara teğet geçen, sonu gelmeyen bir kasırgaya kapılan bir ceviz kabuğu… Bencil çıkarların, sonu gelmeyen kâr arayışının yanı sıra, milyarlarca insanın bugünü ve geleceği de o ceviz kabuğunda…

Kapitalizmin yanaşabileceği tek liman onun sonu, sosyalizmdir. Ekim Devrimi çıpasından kurtulan kapitalizm ölümcül yolculuğa çıkmıştır. Şimdi mesele, 1917 iradesini insanlığı bu karabasandan kurtaracak hamleyi yapıp yapamayacağıdır.


Kaynak: Haftalık Sol Dergisi ; Sayı 253
(7 Kasım 2008)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Ekim'den Hiç Kurtulamayacaklar - Kemal Okuyan
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
enternasyonal-forum :: Siyaset :: Siyasi Makaleler-
Buraya geçin: