radyo, siir, network, foto, sohbet,,,,
 
AnasayfaSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap
En son konular
» Grup Yorum
C.tesi Mayıs 01, 2010 7:34 pm tarafından beko_lg

» Din Konusuna Yaklaşımda İpuçları - Metin Çulhaoğlu
C.tesi Mart 20, 2010 4:08 pm tarafından Cemo

» Turhan Selcuk
C.tesi Mart 13, 2010 12:40 am tarafından mahir_che

» 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 100. Yılında Buluşma Noktaları
Cuma Mart 05, 2010 11:32 pm tarafından Cemo

» Yeni bulusma yerimiz
Cuma Mart 05, 2010 5:20 am tarafından Yoldaş

» Adobe Acrobat 9.2.0 Professional Extended
Paz Şub. 28, 2010 8:08 pm tarafından mahir_che

» Tekel Iscilerinin Direnisi
Paz Ocak 31, 2010 5:06 pm tarafından mahir_che

» Ugur Mumcu Cinayetinde son durum;
Paz Ocak 31, 2010 4:41 pm tarafından mahir_che

» .................
C.tesi Kas. 14, 2009 2:14 pm tarafından faruknur

» Acronis True Image
Paz Kas. 01, 2009 2:05 am tarafından mahir_che

En iyi yollayıcılar
Cemo
 
isyan_ateşi
 
mahir_che
 
turgay06
 
Admin
 
talatcocu
 
Red_hangman
 
cirkin kral
 
ATHENA
 
beko_lg
 
Kimler hatta?
Toplam 1 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 1 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 77 kişi C.tesi Tem. 29, 2017 3:57 pm tarihinde online oldu.
Istatistikler
Toplam 55 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: TuErSa

Kullanıcılarımız toplam 196 mesaj attılar bunda 136 konu

Paylaş | 
 

 Kurtuluş mu, Kuruluş mu? - Metin Çulhaoğlu

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Cemo
Yeni Üye
avatar

Mesaj Sayısı : 128
Yaş : 34
<<>> :
Kayıt tarihi : 03/09/08

MesajKonu: Kurtuluş mu, Kuruluş mu? - Metin Çulhaoğlu   C.tesi Kas. 29, 2008 9:26 am

Kurtuluş mu, Kuruluş mu? - Metin Çulhaoğlu

Sosyalizm için verilen iktidar mücadelesi ile iktidardan sonraki kuruluş döneminin özellikleri arasında hiç karşılaştırma yaptınız mı?

Burada, öyle “genel” veya “teorik” değil, sosyalist olarak kendinizi merkeze oturttuğuz bir karşılaştırmadan söz ediyorum.

Kuşkusuz, “kuruluş” dönemine ilişkin herhangi bir deneyimimiz olmadığından böyle bir karşılaştırma daha en başında önemli dengesizlikler içerecektir. Kuruluş döneminin nasıl bir süreç olduğunu, ne tür sorunlarla boğuştuğunu, bu sürecin insanlara ne getirip ne götürdüğünü, ancak başka ülkelerin deneyimlerini anlatan kitaplardan öğrenebiliyoruz.

Gene de bir nokta açık olsa gerek: İnsanlar, daha doğrusu “dışarıdan” kişiler, kurtuluş dönemine göre, kuruluş döneminin edebiyatına biraz daha uzaktan, duygusal bağlanma dozunu düşürerek bakarlar. Kuruluş, bu anlamda, biraz “nankör” bir iştir. Ostrovkiy’nin, Şolohov’un, Gorki’nin ve başkalarının mücadele içindeki (kurtuluş dönemindeki) kahramanları, sosyalizmin geleceği açısından önemli bir “hamle” anlamını taşısa bile, örneğin büyük bir baraj inşaatı çevresinde dönen insan ilişkilerinin anlatımına ve bu anlatımın odağında yer alan bir kahramana göre “bizlere” daha yakın gelir.

O kadar öyledir ki, İkinci Dünya Savaşı öykülerini bir yana bırakacak olursak, Sovyet edebiyatı dış dünya için daha sınırlı bir cazibe alanı yaratabilmiş, daha az “evrensellik” taşımıştır.

Aman ha: Gerçek “edebi değerden” söz etmiyorum; kastettiğim, yalnızca “dış” okurun ilgisi ve kendini kahramanlarla özdeşleştirme derecesidir.

* * *

“Şimdi bütün bunların sırası mı?” demeyin, her zaman sırasıdır.

“Peki, esinlendirici kaynak nedir?” diye sorarsanız, şöyle bir yanıt verebilirim: Sonuncusu Gromiko’nun Anılarım’ı (Yazılama Yayınları 2008) olmak üzere Sovyetler’de “kuruluş” döneminde çok önemli mevkilerde yer alan kişilerin anıları. Elbette, daha öncesine ait olmak üzere, gene aynı döneme ilişkin çalışmalar, romanlar, öyküler ve filmlerle birlikte.

Hepsinde, belirli bir inanç ve kararlılık bulursunuz; ama bunlara eşlik eden bir burukluğu, hüznü, yalnızlık ve yalıtılmışlık duygusunu es geçemezsiniz.

Biraz düşünürseniz, aklınıza başka şeyler de gelir; “baştan çıkarıcı” içerik taşıyanlar dahil. Örneğin, bir başka coğrafyada, Küba’da, devrimin ardından Guevara’nın neden “hadi bana müsaade” deyip başka devrimler için yola çıktığını anlamaya çalışırsınız. “Devrimci romantizm” mi? Eğer buysa, devrimci mücadele romantizminin, “kuruluş romantizminden” daha baskın olacağını, ayrıca daha evrenselci yanlar taşıyacağını kabul etmek durumundayız.

* * *

Andrey Gromiko’nun son derece parlak bir diplomat olduğu kesin. Bu gerçeği zaten batılı kaynaklar da teyit ediyor. Üstelik Sovyet dış politikasının yaklaşık yarım yüzyılına tanık olmuş/damgasını vurmuş bir isim. Bir de, anlaşıldığı kadarıyla (üst düzey Sovyet yöneticilerinde her zaman kolay anlaşılamayan bir husus olarak) Marksist formasyona sahip olduğu söylenebilir.

Peki, “parlak diplomat” olmak ne demektir?

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesindeki dönemle savaş yıllarını bir kenara bırakacak olursak, şu demektir: Olduğu kadarıyla, tüm birikiminizi, yeteneklerinizi, düşünce zenginliğinizi, sorgulama kapasitenizi, araştırma becerilerinizi vb. SSCB-ABD güç dengesinin belirli bir noktada tutulması çabasına odaklayacaksınız. Her temasınızın, her tanışıklığınızın, her gezinizin merkezinde bu yer alacak.

Önemsiz mi? Kesinlikle değil.

Kesinlikle değil, ama sonuçta bütün bunlara odaklanmışken, inandığınız ve bağlandığınız bir düzenin gümbür gümbür göçmekte olduğunu bir türlü göremeyebilirsiniz de.

Böyle bir maliyeti de var.

Görevi gereği aynı masaya oturduğu dünya liderleri dışında, Marilyn Monroe’dan Charlton Heston’a, Einstein’dan Rockefeller’e kadar bir sürü ünlünün ülkesindeki düzene bakışındaki nüansları ustaca saptayabilen Gromiko, daha sonraları bu düzenin kendisinin çökmekte olduğunun ayırtına varamamıştır.

Muhtemelen, SSCB’nin bilmem hangi bölgesindeki buğday rekoltesinin artırılmasında büyük emeği geçen, sosyalizme bağlı ve kararlı bir Sovyet yöneticisi de varamamıştır.

* * *

İşte, “kuruluşun” böyle yanları, bir de böyle insanları var.

Bütün bunlarla, “kurtuluş, yani mücadele döneminin kıymetini bilin, sonra çok ararsınız” mı demiş oluyorum?

“Sonra çok ararsınız” eki hariç, evet; mücadele döneminin kıymetini bilmek, hakkını vermek gerekir.

Elbette, bu dönemi çok da fazla uzatmamak kaydıyla.

Kuruluş döneminde istenilen herhangi bir yerde coşkulu ve kitlesel biçimde kutlanan 1 Mayıslar size kurtuluş döneminin sonsuz belirsizliklerle dolu; nerede, kiminle, nasıl ve nerelerden gelinerek kutlanacağı hep tartışmalı; kendine özgü bir heyecan, risk ve dinamizmle dolu 1 Mayıslarını aratırsa, bunu ikame edecek başka şeyler buluruz.

Evet, kurtuluş döneminin kendine özgü bir heyecanı, tadı ve üstelik evrenselliği vardır.

Ama gene de çok fazla uzatmamak gerekir.

www.sol.org.tr (29 Kasım 2008)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Kurtuluş mu, Kuruluş mu? - Metin Çulhaoğlu
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
enternasyonal-forum :: Siyaset :: Köşe Yazıları-
Buraya geçin: